Berk Hakman

Berk Hakman Fan sitesine hosgeldiniz. foruma girmek için anasayfaya tıklayınız..
 
KapıKapı  AnasayfaAnasayfa  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

 

bir gazete röportajı....

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Yazar Mesaj
Misafir
Misafir




MesajKonu: bir gazete röportajı....   Salı Haz. 24, 2008 3:05 pm




Fonda taşranın bildik kapalılığı, geleneklere sıkı sıkıya bağlılık, sonu gelmez bir dedikodu zinciri... Söz konusu namusa halel gelmesi olunca, öfke dalgasının linç girişimlerine varan faşizan bir noktaya gelmesi... Tüm bunların ortasında, başlarda cinselliği keşfetmesi için kışkırtılan, kendisinden yaşlı bir adamla evlendirilmiş bir 'güzel' ile aşkı yaşamasının ardındansa, kasabalılar tarafından 'ırz düşmanı' olarak etiketlendirilip, 'Deli değil mi, öldürelim gitsin!'e varan baskının arasında kalan bir deli...
Öte yanda, aşiret kurallarının hüküm sürdüğü bir ailede, sevdiği adamdan çocuk sahibi olarak namusuna en çıkmazından bir 'leke' süren genç ablasının bebeğini boğmakla görevlendirilen, ardından aşiretin kurallarını reddedip, ablasının katline karşı gelen 17'sinde bir Kürt genci...
Türk filmleri açısından bereketli yeni sezona uzandığımızda, yukarıdaki iki filmde, 'Janjan' ve 'Saklı Yüzler'de iki zorlu rolde (Janjan ve İsmail) gözümüze çarpacak bir isim var; Berk Hakman.
Dün itibarıyla gösterime giren 'Janjan'da, filme de adını veren Janjan (Sadık) karakteriyle, belki delilerin hep hüzün vermesinden, belki uğradığı haksızlıklar yüzünden, ama en çok da oyunculuğunun duruluğundan, içine işliyor seyircinin. Film boyunca süren konuşmama haline inat, gözleri ve vücuduyla anlatıyor 'deli' Janjan'ın dünyasını. Handan İpekçi'nin 23 Kasım'da görücüye çıkacak 'Saklı Yüzler'indeyse töre kıskacındaki bir Kürt gencinin travmatik halini yansıtıyor.

'Hikâyeden çok karakter önemli'
Kendi hikâyesine gelince; Adapazarı'ndaki çocukluk yıllarının ardından Akdeniz Üniversitesi'nde oyunculuktan uzak bir bölümde okumaya başlıyor. Biraz da 'sosyalleşmek' için girdiği tiyatro kulübü ve ardından Tiyatro Atölyesi'nde oyunculukla ilk flörtlerini yaşayıp, kendini konservatuvar sınavlarında denemeye karar veriyor. Sonrası malum; Mimar Sinan Üniversitesi'nde oyunculuk eğitimi, ilk sinema performansı 'Okul', takip eden diziler 'Seher Vakti', 'Kırık Kanatlar', 'Felek Ne Demek' ve 'Hatırla Sevgili'. Hakman, kuvvetli oyunculuğuyla bu sezon aklımızda yer edecek isimlerden olmaya aday...
Bu sezon sizi izleyeceğimiz iki filmde de zorlayıcı roller söz konusu... Hem fiziksel, hem ruhsal olarak sıkı bir performans gerektiren 'Janjan' için nasıl bir hazırlık süreci yaşadınız?
Çok zordu tabii... Ama ben filmi seyirciler bir deli görecek diye almadım, Janjan'ı da deli olarak görmüyorum. O bildiğimiz deliden farklı... Kafamda senelerdir çevremde, filmlerde gördüğüm bir 'deli' karakteri vardı ama direkt ona girmedim. Belki yarısını alarak, daha akıllı, ama konuşmayan birini çıkarmaya çalıştım. Zekâ olarak 12-13 yaşında ama aslında zeki bir adam. Aydın abi de (yönetmen Aydın Sayman) tamamen bana bıraktı aslında. Ona "Bu rolü çalışacağım ama böyle bir pür deli olarak görmüyorum. Bazı gestuslar buldum. Bunlar olabilir mi?" dedim. Aydın abi, "Janjan'ın yüzüyle, kızın yüzü bir araya geldiğinde masum bir görüntü olmalı" demişti. Ben de çocuğun göz ve yüz ifadelerinden yola çıkmaya, kafamda beliren fiziksel biçime girmeye çalıştım.
Senaryoda sizi çeken ne oldu?
Janjan'a yapılan haksızlık ve böyle bir şeyi çalışmak arzusu. Aslında hikâyeden çok karaktere bakıyorum. Oyunculukla ilgileniyorsanız işiniz o olmalı. Ne çalışacağım bu sefer, nasıl bir deneyimden geçeceğim? O anlamda çok zor bir roldü, tabii bir sürü eksiğim var. Filmi izledikten sonra şimdi oynasam, daha farklı oynarım diye düşündüm. Ama tabii bunun sonu yok...
'Mahalle baskısı'nın etkileri
Film popüler tartışma konusu 'mahalle baskısı'na denk düştü. Tam da bu sıra, toplumsal baskı üzerine durup düşündürttü mü sizi?
Yıl olmuş 2007, 'Janjan'da yaşananlar Türkiye'nin en büyük portresi işte... Senarist Erdoğan Akduman bunu çok eski yıllardan esinlenerek yapmış. 20 yıl önce öyleymiş, bugün de böyle. Orada toplum iç içe yaşıyor, hiçbir şeyden haberleri yok, yeni birisi geldiğinde o hiçbir şey yapamamışlıklarını, kinlerini ancak o şekilde var oluşa döndürüyorlar. Handan İpekçi'nin filminde de öyle töre hikâyeleri dinledik ki, böyle bir şey olamaz! Adam çocuğunu nasıl öldürmüş, taşlarla kafasına vuruyor, filan... Senaryoda okuyorsunuz ama, gidip kendi yerinde dinlediğiniz zaman çok acayip şeyler çıkıyor.
'Saklı Yüzler'de daha çok, ama aslında iki filmde de bir namus hikâyesinin ortasındasınız. Özellikle 'Saklı Yüzler'den önce namus cinayetleri meselesi hayatınızın neresindeydi, filmden sonra nasıl bakıyorsunuz?
Oyunculukta deneyim yaşamak önemli. Bu işle biraz da bu yüzden ilgileniyorum. Göremeyeceğim yaşamlar gördüm Urfa'da mesela. İklimi farklı, yiyecekleri farklı, 45 derece sıcak. Başka bir yaşama giriyorsunuz. Bunu çekmeye geliyor musun, gelmiyor musun? Oyunculuk bence biraz bunlara yaramalı. Namus cinayetlerine filmden önce de duyarlıydım, üzülüyordum. Birden böyle bu işin içine girince de korktum. Senaryo geldiğinde 'Senin çok uzak olduğun konular bunlar, nasıl yapacaksın?' diye düşündüm önce.
Peki namus adına tetiğin ucuna itilen İsmail'le nasıl empati kurdunuz?
Bu fikre bağlanmışlar, o kız ölecek! Nasıl bir duygu bu acaba, belki onu göreceğiz filmde. Kız kardeşinin çocuğunu boğduruyorlar İsmail'e, sonra çocuk tabii travma geçiriyor. Çok ağırdı, gecelerce düşündüm. Çocuğun giyeceği kostümlerden bazılarını alıp, ona bir yürüyüş bulmaya çalıştım. Hiç konuşmuyor film boyunca. Bir kez konuşuyor, onda da çocuğu nasıl boğduğunu anlatıyor. Sürekli boşluğa bakıyor, hep bir suskunluk var. Sonunda patlıyor.
Her iki filmde de toplumsal hikâyeler söz konusu. Bundan sonra yer alacağınız işlerde de böyle bir 'dert' arayacak mısınız?
Derdi olan insanları çalışmak önemli. Bir de çalıştığım rollerle karşılaştıracağım, bundan sonra gelecek olanları. Bunların daha altında bir şey olmaz ki. Beni farklı bir yaşam deneyimine sokacaksa heyecanlandırıyor. 'Böyle bir insanı çalışmak keyifli olabilir' diyebileceğim senaryolarla ilgileniyorum.
Televizyonda, 'Hatırla Sevgili'de de politik bir karakteri canlandırıyorsunuz...
Hepsi çok üst üste geldi, evet.
'Politikadan hep nefret ettim'
Sizin 'politik' konumlanmanız nedir?
Kendimi hiç politik olarak tanımlamıyorum ama olaylardan haberim var. Dizi için de okumuştum ama diziden önce CIA, kontrgerilla, MİT'le ilgili çok okudum. CIA'in kültürel soğuk savaşları, Rusya'ya ve dünyaya yaptıkları, Küba'ya yaptıkları... Oralardan tabii devrime geliyorsunuz, Filistin'e, Deniz Gezmiş'e... Dizi olduğu zaman daha ayrıntılı başka şeyler de okudum. Ama politikadan hep nefret etmişimdir.
1999'da Adapazarı'nda depremi yaşamışsınız, 'Janjan'ın geçtiği Eskigediz de 1970'te depremle yerle bir olmuş bir mekân. Bu durum size rahatsızlık verdi mi?
Giderken söylediler ama rahatsız etmedi hiç.
Adapazarı'ndaki depremi ağır mı atlattınız?
Ağır atlattık, evde bir şey kalmadı. Allah'tan apartman biraz dibe oturdu, tam yıkılmadı. Sonra etrafını kazıyıp aynı seviyeye getirdiler. Şimdi ailem gene orada oturuyor. Ama tabii oradan çıkıyorsunuz, cesetler her tarafta...
O bile büyük acı. Arkadaşlarımızdan bazıları vefat etti. Büyük bir kişisel kayıp yaşamadık ama sokağa çıkıp bütün caddeyi görmek bile çok kötüydü. Benim için 99'dan sonra hiçbir zaman eski Adapazarı olmaz. En büyük kayıp, ruhsal kayıplar...
Birkaç ayrı müzik enstrümanı çaldığınızı duyduk, babanızın da bir dönem müzik mesaisi var, Erkin Koray'la. Sizdeki müzik merakı da babadan mı?
Evin içinde her zaman müzik olmuştur, babamın plaklarıyla büyüdük ağabeyimle. Evde zaten üç-dört tane gitar vardı. Ağabeyimle birlikte öğrendik çalmayı, sonra ben bas, piyano çaldım, trompetle uğraştım. Bir ara grubumuz vardı, dağıldı. Dizilerden kazandığım parayı albüm yapmak ya da stüdyo için kullanabilirim. Şimdi değil tabii, ileride. Var kaydettiğim şeyler, güzel şeyler çıkıyor.
'En baba albümler 64-74 arası'
En son öfkeden ayağa kaldıracak kadar ne çarptı sizi?
Öfkeden ayağa kalkmam aslında, içimde yaşarım. Barış Akarsu'nun ölümüne çok üzüldüm ama bu öfkelenme değil. Başka konulara itti beni, ama zaman geçiyor, unutuyorsunuz. Unutmama da üzüldüm. Çok acı bir şey...
Yapmaktan en çok keyif aldığınız şey ne?
Müzik...
Şimdi olmasaydı hangi dönemde yaşamak isterdiniz?
1964-1974 yılları... En baba albümlerin çıktığı seneler.
Hangi filmde, hangi karakteri oynamak isterdiniz?
'Taxi Driver'da Travis Bickle karakteri.
Bir çocukluk kahramanınız var mı?
Kendimi bildim bileli Beatles ile kafayı yediğim için, George Harrison, John Lennon, Paul McCartney diyebilirim. Onlar benim çocukluk kahramanlarım.
Şu ara ne okuyorsunuz?
'Sean Penn: Hayatı ve Zamanları'. Acayip bir kitap bitiriyorum şimdi. Neyi, nasıl yaptığını, hayatını anlatıyor, çok etkiledi beni
Kullanıcı İmzası
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
hande(brk)
berkçi
berkçi
avatar

Kadın
Yaş : 24 Kayıt tarihi : 25/06/08 Mesaj Sayısı : 219 Nerden : ѕєℓιм'ιη вσηנυкℓя İş/Hobiler : ש๏lєא๒๏l
üyenin aktifliği
üyenin aktifliği:
20/100  (20/100)
üyenin aldığı uyarılar:
0/100  (0/100)
üyenin seviyesi:
30/100  (30/100)

MesajKonu: Geri: bir gazete röportajı....   Çarş. Haz. 25, 2008 2:50 pm

vayy adam sosyalleşmek için girdiği tiyatro klübünden
mütiş bi oyuncu olrk cıkıo ve hayatını bununla yaratıo
süperr ya =)=)
Kullanıcı İmzası
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Misafir
Misafir




MesajKonu: Geri: bir gazete röportajı....   Çarş. Haz. 25, 2008 3:31 pm

Very Happy
Kullanıcı İmzası
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
denizdefnedevrim
yönetici
yönetici
avatar

Kadın
Yaş : 24 Kayıt tarihi : 26/06/08 Mesaj Sayısı : 2774 Nerden : İş/Hobiler :
üyenin aktifliği
üyenin aktifliği:
100/100  (100/100)
üyenin aldığı uyarılar:
0/100  (0/100)
üyenin seviyesi:
80/100  (80/100)

MesajKonu: Geri: bir gazete röportajı....   Çarş. Ağus. 20, 2008 12:53 am

saol cnmm ya süper konuşuyo yaa hepsi doğru- ama zaman geçiyor, unutuyorsunuz. Unutmama da üzüldüm. Çok acı bir şey... -bu sözüne bayıldım özellikle kesinlikle haklı yaa zmn geçtikçe herşey siliniyo aklımızdan ama bu gerçekten acı bşy biza hatırlatılmadığı sürece hatırlamamak çok acı
Kullanıcı İmzası
_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content





MesajKonu: Geri: bir gazete röportajı....   

Kullanıcı İmzası
Sayfa başına dön Aşağa gitmek

bir gazete röportajı....

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Berk Hakman :: berk hakman :: biyografi ve röportajlar -
Untitled Document
En Çok Mesajı Olanlar
Ayın En Çok Mesaj Yazan Üyeleri
Yeni Mesajlar Görüntüle
Kendi Mesajlarınız
Cevaplanmamış Mesajlar
Bedava forum kurmak | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Suistimalı göstermek | Ücretsiz blog