Berk Hakman

Berk Hakman Fan sitesine hosgeldiniz. foruma girmek için anasayfaya tıklayınız..
 
KapıKapı  AnasayfaAnasayfa  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

 

cinemascope röportajı

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Yazar Mesaj
esra_deniss
berk seveni
berk seveni
avatar

Kadın
Yaş : 22 Kayıt tarihi : 04/09/08 Mesaj Sayısı : 275 Nerden : İş/Hobiler :
üyenin aktifliği
üyenin aktifliği:
0/0  (0/0)
üyenin aldığı uyarılar:
0/0  (0/0)
üyenin seviyesi:
100/100  (100/100)

MesajKonu: cinemascope röportajı   Cuma Ocak 30, 2009 9:20 pm

Berk Hakmanın Cinemascope dergisine verdiği röportaj.


Oyunculuğa nasıl başladınız?


Akdeniz Üniversitesinde turizm okuyordum. Tiyatro atölyesi diye bir yer vardı.
İlk olarak oraya girdim.
Dramanın hayat üzerindeki etkisi, varoluşçuluk gibi konular üzerinde
konuşuyorduk sadaece,
ancak bu konuşmalar bende başka şeyleri çagristirdi. Ben o sıralar psikoloji
ve felsefe ile ilgileniyordum.
Konservatuara girme arzum vardı, ufaklıktan beri de müzikle ilgileniyordum.
Ancak müzik bölümü klasik olduğu için ve biz de farklı tarzlarda çaldigimiz için,hiç sınavları denemedim.
Daha çok tiyatro bölümüne girip '' Orada müzisyen arkadaşlar bulurum'' diye düşünüyordum.
Ama tabii bu tiyatro ile hiçbir alakam olmadığı anlamına gelmesin. Antalya'da amatör de olsa
hem iki yıl üniversitede hem de atölyede bir yıl tiyatro yaptık. Düşünce anlamında beni çok
geliştirdi bu çalismalar. Sonra Mimar Sinan Üniversitesi'ni kazandım ve böylece turizm ögrenimimi de
üçüncü sınıfta bıraktım. Oyunculuk serüvenim işte böyle başladı.

Tiyatro, sinema, televizyon... Kendinizi farklı hissettiğiniz yer neresi?

Bence hiçbir farkı yok. Ben bunu '' orası sinema, burası tiyatro, şimdi de dizi...'' diye ayırmıyorum.
Çünkü en iyi işi ortaya koyabilmek için hepsinde aynı yöntemlerle çalisiyorum. Ve aldığım bütün rolleri
çok ciddiye alıyorum. Aslında ben temelde insanla uğraşmayı seviyorum. Oyunculuğa da
iyi projeler geldiği sürece devam etmek istiyorum.


Çalistiginiz karakterlerlerle yaşiyor musunuz?

Karakterlerle yaşamak değil de sürekli içiçe olma, rolle bütünleşme süreci diyelim ona.
Mesela bir filme başlıyoruz, çekim süresi bir ay sürüyor. Gerçekten o rolle ilgileniyorsanız,
takside giderken, eve dönerken o rolle haşir neşir olmak zorundasınız. Bazo rollerle günlerce uğraşirsınız.
Örnegin Jan Jan filminde, Kütahya'da sosyal hayatıma devam ederken hep aklımın bir köşesinde
o rol oluyordu. Başka işlerimi yaparken bazen Jan Jan'ın o pozisyondaki davranışları geçiyordu aklımdan.
Çekim bittiğinde ise o yoğun düşünceler kalmıyor. Rolden çok gittiğim şehirdeki insanların,
onların yaşamlarının etkisinde kalıyorum... İş bitip de döndüğümde, oradaki durumları düşünürken
buluyorum kendimi... O rollerden ve yaşamlardan kalan şeyler, oyunculukla ilgili bir mesele değil ama
bunlar oyuncuya kalan ve hayatının geri kalanında taşiyacağı şeyler oluyor.


'' Hatırla Sevgili'' , ''Saklı YÜzler'' bu projelerde canlandırdığınız karakterin yer aldığı olaylar
bizim toplunsal sorunlarımız. Bu rolleri seçmenizin bir nedeni var mı?


Tamamen tesadüf ama şöyle bir tesadüf.; bana gelen projelere bakıyoru, beğenmezsem geri gönderiyorum.
Şimdi '' Hatırla Sevgili'' gibi bir proje gelmiş, niye geri göndereyim? '' Jan Jan'' gelmiş ki Türk sinemasının
en büyük sıkıntılarından biri senaryo...'' Jan Jan '' gibi sağlam bir senaryo bir daha ne zaman gelir?
''Saklı Yüzler'' gibi bir senaryo bir daha ne zaman gelir? O açıda,n biraz şanslı da hissediyorum kendimi.
Diziden ayrıldıktan sonra birkaç senary geldi. Ama elime gelen senaryoların çogu çöp...
Bana birşey katmalı bir rol, beni zorlamalı... Bunu bulamayınca geri çeviriyorum teklifleri.
Mesela bir filmde oynadınız, film çok kötü oldu. buna da üzülmem ben; ne yapmışım ona bakarım.
Kendi performansımı test ederim. Geri kalanı yönetmenin sorunu.


Oyuncu farklı roller oynarsa başarısını o zaman mı sergiler?

Öyle birşey yok... Farklı roller oynamak oyunculuğun en büyük amacı olmalı zaten.
Bir oyuncu düşünelim sürekli aynı şeyleri oynuyor. Böyle insanların oyunculuğu neden seçtiğini görebiliyoruz.
Bu rol bana ne katacak, ne götürecek bunu düşünmeden atlıyorlar. O zaman da başarılı olamayıp,
kendilerini tekrar ediyorlar.


Müzik ile yakınlığınızı biliyoruz. Bilmeyenler için Berk hakman ve müziği?

Babam eski bir müzisyen... Ağabeyimle sürekli gitar çala çala geliştirdik kendimizi.
Lisede klavyeli çalgilar ve basla haşir neşir oldum bayağı. Bir ara, ticari kaygılardan uzak,
ifade edebileceğim şeylerle ilgili müzik de yapmak istiyorum. Müzik, oyunculuktan önce
yaptığım bir şeydi zaten. Hiçbir hırsım yok bu konuda. Olmasa da olur, paramı oyunculuktan
kazanıyorum zaten. Mesela film çekmeyi de istiyorum. Ağabeyimle birlikte yılların birikimi var kafamızda.
Zamanı geldiğinde, söyleyecek birşeylerimiz olduğunda, bu işlerin yapılması gerektiğini de düşünüyorum.
ama gerçekten bildiğimiz bir konuı hakkında farklı biçimlerde bir şeyler söyleyebileceksek,
yoksa dediğim gibi olmasa da olur.


Oyuncu olmak için eğitim şart mı Berk Bey?
''Herkesten oyuncu olmaz'' diyenler ne kadar haklı?


Çok haklılar. Ama bir yandan da deli gibi bir oyunculuk eğitimi şart değil bence...
Hele mesele oyunculuk eğitimiyse zaten o eğitim insanın kendisiyle ilgili olan bir hadise.
Çünkü akıllı adama, kafasını çalistiran insana, ne yaptığını gerçekten bilene, bol okumuş,
seyretmiş, bunlardan kendi çikarimlari olan ve gerçekten analiz edebilen, mantıklı düşünebilen
gerçekten doğal ve samimi olan herkese saygım var...


Çogu oyuncu, dizileri para kazanma aracı olarak gördüğünü dile getiriyor,
oyuncu olarak bu sizin için de geçerli mi?


Yanlış. tabi ki para kazanacağız. Şöyle birşey var; diziler olmasa hepimiz yanmıştık.
diziler tiyatro oyuncularına çok iyi paralar kazandırıyor. İyi yapılmış bir anlaşma varsa,
dizilerden kazanılan parayı bir sinema filminden kazanamazsınız. İyi bir dizide, iyi yazılmış bir
karakteri canlandırırsanız da harika olur tabii. Ben bugüne kadar dört dizi yaptım.;
dört dizide de çok değişik rollerde yer aldım. Aleviyi de oynadım, Rum askerini de oynadım,
kadın kılığına girdim, komünisti oynadım. Diziler çesitlilik bakımından herşeyden önemli bir egzersiz.
Hayatımız boyunca Shakespeare, Çehov oynayacak değiliz. Örnegin, Deniz Karayel rolüne
hazırlanırken var olan CIA ve kontrgerilla bilgime daha da fazla eklemek için kitap okumaya
devam ediyorsam, saçlarımı o döneme ve öyle bir karakterin uzatacağı şekilde uzatıyorsam,
insanların o dönemki gestuslarını araştırıyorsam bu binim işime verdiğim önemdir.
Ama önem vermeyen kimseler de, iki dakikada sufle alarak, ezberleyemeden oynayıp,
beş dakikada çayini içip gidiyorsa, bu da onların kendi dertleri. Setlerde çogu eski oyuncuya bakıyorum,
çogu da büyük ismler bunlar ve buraya nasıl gelmişler diye düşünüyorum. Gelmişler çünkü
halk getirmiş onları bu yere. Eleştirmiyorum, sadece üzülüyorum onlar adına.


Eskişehir Film Festivalinde, oyunculukta doğallık konusu hakkında söylediklerinizi
burada biraz açabilir misiniz?


Bizim ülkemizde, buna kalburüstü yönetmenlerimiz de dahil, oyunculuğu doğallık sanıyorlar.
Prof. Dr. Zeliha Berksoy benim hocamdır. Bir gün, biz birinci sınıftayken kendisinin bizlere
söylediği şöyle bir cümlesi vardı: ''Sanatta doğallık basitliktir, ilkelliktir '' deyip devam etmişti.
O çok basit birşeydir aslında. İlk akla gelendir. İyi bir yönetmenin elindeyseniz sizi gerçekten iyi analiz
ederek çok doğal oynatabilir. O zaman her doğal olan da oyuncu mu olsun? Mesela bir sahne var,
kadın ve erkek kavga ediyorlar, çok da doğal bir şekilde bağırıyorlar. Seyirci de diyor ki
''aa.. ne kadar güzel oynuyorlar, çok doğallar'' ama bilmiyor ki aslında o kadın ve o adam her
rolünde aynı şekilde bağırıyor. evet, çok doğal bağırıyorlar ama her yerde aynılar.
Bunlara da üzülüyorum ama tepkili değilim.
Yalnızca bazen ''biz boşuna mı uğraşiyoruz bir karaktere ulaşmaya'' diye düşünüyorum.
En son Sean Penn'in kitabını okudum. Mükemmel bir kitap... Adamın bir role hazırlanırkenki görüşlerini,
oyunculuğa ve
hayata bakışını, sette yönetmenle ilişkisini, senaryoya nereye kadar karışması gerektiğini anlatmış.
dedim ki ''dünyanın başka bir yerlerinde hakikaten benim düşündüğüm ve hayal ettiğim şekilde
çalisanlar varmış'' ve bınu Sean Penn'in kitabında görmek o kadar rahatlattı ki beni...
Çünkü tamam eminsiniz yaptıklarınızdan ama sizi anlayan üç kişi ya var ya yok.
O zaman başkaları tarafından doğrulanmak güç veriyor insana. Çünkü burada aklı başinda
normal bir oyuncunun yapması gerekenleri yaptığınızda yaratık gibi bakıyorlar size.
Ve aslında normal olan, olması gereken şeyler bunlar orada, özel birşey yapmıyorlar yani.
Bizde yönetmen ''Allah'' olmuş... Neyse bu konu daha da uzar gider... Bunları okudukça kendi
yaşadığım şeyler geliyor aklıma (!!)ve bir sürü şey için susuyorum sette... Onun, bu anlattıklarını
Türkiye'de belki de hiç göremeyecek olmak endişe veriyor belki de bana.


Film festivallerinde görüyoruz sizi. Birlikte çalistiginiz yönetmenleri kıramıyorsunuz sanki?

Antalya Film Festivaline gitmek istedim. Yıllardır gazetelerden okuyoruz, olaylar,
skandallar gidip görelim dedim. hepimizin bildiği gibi Antalya başka bir durumda malesef...
Konuşmaya gerek yok onu. O ortamı görmek ve biraz da kafa dinlemek amacıyla gittim.
Çok özel birşey bulamadım. Başka bir sene filmimiz olursa yine gidebilirim. Bu gitmeyeceğim
anlamına gelmesin. Hoşlandığımı söyleyemeyeceğim ama tabii ki filmin yönetmeni de haklıdır,
filmin galasında olmamız gerekiyor. Sadece İstanbul Uluslararası Film Festivali çok güzeldi.
Adana Altın Koza Film Festivali'nden çok bahsettiler oradaki insanlerın sinemaya ilgisi üzerine...
Ve merak ediyorum, oraya gideceğim bu ay...


Uluslararası İstanbul film Festivalinde sizi heyecanlandıran bir film var mıydı?

Derviş Zaim'in ''Nokta''sı beni heyecanlandırdı. En azından görüntüleri olsun, senaryo yazımı
ile olsun bunu anlatış biçimiyle olsun birçok farklı şeyle sinemasını birleştiren, kendi duruşu
olan bir yönetmen gördük. O gece orada, galada, kendi düşüncelerini yansıtan,
diğerlerine benzemeyen farklı bir sinema çalismasi gördük.


Türk ve dünya sineması hakkında görüşleriniz neler?

Olumsuz. Şöyle olumsuz, en son Uluslararası İstanbul Film Festivalinde 40 - 45 filme gittim.
Bunkarda 11 tanesi Türk filmiydi. Diğer kalanlar da yabancı filmlerdi. Orada da gördüm Türk
sinemasının bir yere gitmediğini, ilerlemediğini... Çok fazla aşağıya inmiyor ama biraz daha
zorlarlarsa inecek. Çünkü bizde yaratıcılık yok, senaryo yok. iki üç tane önemli yönetmenimiz
var o kadar. Bu kadar az kişiyle de Türk sineması hiçbir yere gelemez. Yıllık ve periyodik başarılar
yakalar o ayrı tabii. Dünya sinemasını hiç konuşmayalım isterseniz. Bazı gerçeklerin farkında
olan insanları daha da fazla üzmeyelim.. Önümüze bakalım.


Peki, bunun nedeni nedir sizce?

Bu durun insanların film çekmis olmak için film çekmelerisnden ya da yazdıkları senaryoları,
hikayeleri büyük şeyler olarak görmelerinden kaynaklanıyor. Film bittikten sonra insanlara dönüp
''nasıl olmuş?'' diye sorduklarında, herkesin kırgınlık olmasın diye ya da yalakalıktan
''ağabey iyi olmuş '' demelerinden kaynaklanıyor. Bir de sürekli dışardan çaliyoruz.
Bir türk filmi izliyorum. Fransızlar otuz bin tane yapmış ondan. Artı senin ülkenden de
birileri yapmış. Sen ne yapmaya çalisiyorsun. Yeni birşey de eklemiyorsun üstelik.
Söyleyecek birşeyin de yok. Bizim ülkede birşey yapılınca herkes alkışlıyor
''Türk sineması ileriye gidiyor'' diye... Nereye gittiğini anlamıyorum...



Dizi ve sinema setlerini birbirinden ayıran olaylar nelerdir?

Setler de bir alem aslında. Diziler iki dakikada filan çekiliyor çok kez. Acele oluyor,
bant yetiştirmeniz gerekiyor, daha hızlı çekiliyor. Bir sürü şey doğal değil, dublaj oluyor
çogu zaman. üzerine bir müzik ekleniyor, buyurun size 90 dakikalık bir dizi... ana kendime bakarsam,
ezberimi çok önceden yapmış olsan da hazırlanırım sette... Bizde sadece sinemayı önemserler
set olarak. Daha önce dediğim gibi ikisi de aynıdır benim için hazırlık olarak... Dizide çalistigim
çogu oyuncu arkadaşim sufle alarak oynayan insanlar. Bu acı birşey. O zaman niye oyuncuyum
diye geziniyorsunuz etrafta. En azından bir ezber nedir ki? Ezber oyunculuğun yüzde biridir.
Onu da ezberle artık. Ezberlemeden, ona çalismadan ne söyleyeceğini bilmeden adım atamazsın,
doğaçlama da yapamazsın ( merak etmeyin pek yapan da yok zaten ) dizilerdeki durum bu.
Allahtan sinema filmleri sesli çekiliyor da mecburen çalisip geliyorlar.



Sinema filmlerinde para söz konusu olmaz diyenler var röportajlarında. Sizin için de öyle mi?

Ben bunu da anlamıyorum. Sinema diye ne yapalım yani, hepimiz ölelim mi? Herşey gibi bu da abartılıyor.
Bir pilot bizden daha önemli bir iş yapıyor, bir dişçi, bir mühendis..
Bizim işimiz çok abartılıyor. Biz ne yapıyoruz? Orada başka bir insan olmaya çalisip seyirciyi
iki saatlik bir sürede eğlendiriyoruz ya da ağlatıyoruz, düşündürüyoruz. herkes işini yapar ve
emeğinin karşilığını alır. öyle olmalıdır. Bir emek varsa bunun karşilığını almak zorundayız.
''Sanat için'' diye bir saçmalık olamaz. Ama beğendiğim bir film olur ve o yönetmenle
özel birşey konuşulur, muhteşem bir senaryodur, yaratıcı bir yönetmendir, ona inanırsınız o zaman
işler değişir. Handan İpekçi ile çalismamda para almadım. Çünlü senaryoyu gördüğüm zaman
elini öpmek istedim. Bu senaryoyu bana göndermesinden büyük ödül olamaz. Herşey para değil
buna katılıyorum. Ama iş yapan şirketlerin yaptığı işlerden birşeyler talep edilmelidir.
Yaşamamız için en azından.


Farklı projelerde yer aldıkça ilerleme görüyor musunuz oyunculuğunuzda?

Oynadığım rollerin benim için çok iyi egzersizler, çok iyi roller olduğunu düşünüyorum.
''Hatırla Sevgili'' ''KIrık Kanatlar'' ''Jan Jan'' ve ''Saklı Yüzler''de oynadığım karakterler hem
çok eğitici, hem de çok ögreticiydi. Hem zevkli, hem de zordu.
Ama bu zorluklardan geçe geçe bence insan birşeyler keşfediyor. haluk Bilginer'in bir lafı vardı,
televizyonda bir röportajında dinlemiştim: ''En iyi oyununu ölmeden önce oynayacaksın''
gibi bir şeydi. Evet. Çünkü sonu yok. ''Ben ilk dizilerimde kötü oynadım, şimdi daha iyi oynuyorum''
demem, yani ben ilk işimde de aynı emeği, çabayi gçsteriyordum, şimdi de aynısını yapıyorum.
Hazırlanırken gelişme oluyor.
Ama ilk oyunculuklarım hiçbir şeydi, şimdi aştım kendimi gibi saçmalıklarla bu işler olmaz zaten.


Son olarak çocukluk kahramanınız kimdi?

Çocukluk kahramanım hep müzüsyenler ve gruplar oldu.
O zamanlar, abartmıyorum günde sekiz - dokuz saat dinlediim için de Beatles oldu
Kullanıcı İmzası
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.cafeodev.com
denizdefnedevrim
yönetici
yönetici
avatar

Kadın
Yaş : 23 Kayıt tarihi : 26/06/08 Mesaj Sayısı : 2774 Nerden : İş/Hobiler :
üyenin aktifliği
üyenin aktifliği:
100/100  (100/100)
üyenin aldığı uyarılar:
0/100  (0/100)
üyenin seviyesi:
80/100  (80/100)

MesajKonu: Geri: cinemascope röportajı   Cuma Ocak 30, 2009 10:21 pm

Cnm bunun tarihi ne zmn ya ilk defa görüyorum bu röpörtajı çok sağol
Kullanıcı İmzası
_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
esra_deniss
berk seveni
berk seveni
avatar

Kadın
Yaş : 22 Kayıt tarihi : 04/09/08 Mesaj Sayısı : 275 Nerden : İş/Hobiler :
üyenin aktifliği
üyenin aktifliği:
0/0  (0/0)
üyenin aldığı uyarılar:
0/0  (0/0)
üyenin seviyesi:
100/100  (100/100)

MesajKonu: Geri: cinemascope röportajı   Cuma Ocak 30, 2009 10:47 pm

bii deil nisan 2008 olması lazım
Kullanıcı İmzası
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.cafeodev.com
noname
yeni üye
yeni üye


Kadın
Yaş : 29 Kayıt tarihi : 15/02/09 Mesaj Sayısı : 4 Nerden : İş/Hobiler :
üyenin aktifliği
üyenin aktifliği:
0/0  (0/0)
üyenin aldığı uyarılar:
0/0  (0/0)
üyenin seviyesi:
100/100  (100/100)

MesajKonu: Geri: cinemascope röportajı   Paz Şub. 15, 2009 11:14 pm

Bu röportaj haziran 2008 tarihli dergiden arkadaşlar. yeni.
Kullanıcı İmzası
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content





MesajKonu: Geri: cinemascope röportajı   

Kullanıcı İmzası
Sayfa başına dön Aşağa gitmek

cinemascope röportajı

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Berk Hakman :: berk hakman :: biyografi ve röportajlar -
Untitled Document
En Çok Mesajı Olanlar
Ayın En Çok Mesaj Yazan Üyeleri
Yeni Mesajlar Görüntüle
Kendi Mesajlarınız
Cevaplanmamış Mesajlar
Forum kurma | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Suistimalı göstermek | Bir bloga sahip olmak